DEMİR GÜÇLÜDÜR AMA ONU KENDİ PASI ÖLDÜRÜR

Bu yazımda,meslek grubumuz adına biraz da öz eleştiri yapmak istedim.

Kendimizi zaman zaman eleştirmeliyiz; çünkü ancak bu şekilde doğru yolda ilerleyebiliriz.

Peki eksik kaldığımız yerler neler? Yazının başlığını seçerken, tesadüfen okuduğum ama çok etkilendiğim bir sözü kullanmak istedim.
Ne alaka? diyebilirsiniz.

Bizler güçlüyüz. Çok güçlüyüz. Bir ve beraber olduğumuz sürece dahada güçlüyüz. Bizler sağlık ordusuyuz. Bizler şifayız. Bizler anne, baba, eş, evlat, arkadaş, kardeş her ne isek hayatlarımızda, diğer sosyal statülerimizin yanında, hayatın her anında, sağlık ordusunun bir ferdiyiz.
Memur dediğin mesaisi bitene kadar memurdur. Bittiği saniye, doğal olarak sosyal hayatındaki rolüne bürünür.
Ama bir doktor, bir hemşire, bir acil tıp teknisyeni, bir anestezi teknisyeni, çoğaltabilirim daha da bu örnekleri; sağlık üzre eğitim görmüş her bir kimse, hayatının her anında bu rolünü taşır, bir yanı hep şifacıdır adeta. Yolda yaralı yatan birini gördüğümüzde mesaim bitti diyip geçemeyiz ki.. yada ailemizde birinin en ufak bir yeri ağrısa bizler koşarız. Bu o kadar kutsal bişey ki.. bu öyle bir sevda ki, nasıl anlatsam bilemiyorum.
Bizler istesek de bırakamayız ki bu sevdayı..

Aaa doktorlar şöyle rahat, ancak emir veriyorlar?¿..

Vay efendim hemşireler de ne iş yapıyormuş, keşke iğne yapan robot çıkarsalar da kurtulsak ?¿..

Röntgen teknisyeni de yapar ki, ya bas tuşuna çekiyo makine görüntüyü zaten?¿..

Kulağa hiç yabancı gelmiyor dimi bu cümleler..İşte tam da bu cümleler bizim zehrimiz..

Demir misaliyiz.. Ama pasımız da yine kendimiziz.

Yanlışımız tam olarak bu noktada.

Ayrışmaya gerek yok..

Bizler sağlık ordusunun kıymetli neferleriyiz..

Saygınlık istiyoruz hep bakanlıktan. İsteyelim evet sonuna kadar hakkımız. Peki biz kendi içimizde saygı içerisinde miyiz?

Ben bir hemşireyim. Ve kendimi yardımcı sağlık hizmetleri statüsünde, doktorun altında çalışan ikinci sınıf bir meslek olarak görmüyorum. Aksine çok kıymetli bir mesleğim var. Kendimi geliştiriyorum. Mesleğimi her saniye daha da derin öğrenmeye çalışıyorum.

Öğrenmek öyle bir aşk ki, ufacık bir çocuktan da, 80 yaşında yaş almış bir bireyden de birşeyler öğreniyorum. Ağrı çeken hastamdan ağrı ne demektir öğreniyorum, gözlemliyorum her saniyesini mesela. Ve asla bitmiyor bu öğrenme süreci.

Bir ağacın meyve veren her dalı nasıl kıymetliyse bende öylesine kıymetliyim. Ve karşılığında da saygı gördüğümü düşünüyorum. Ekip ruhuyla yaklaştığım zaman aynı şekilde bir yaklaşım görüyorum.

Değişim bireysel başlar ve kitlelere yayılır.

Kendi değerimizi yükseltecek olan da yine bizleriz.

Benim SAHA-DER e katılmamdaki en büyük sebep budur mesela. Sağlık Çalışanları Hak ve Mücadele Derneği..Tek çatı altında bütüncül olarak sağlık personelini kucaklaması ve tek kuruluş amacının, sağlık çalışanlarının haklarını aramak olması, sendikalar yada siyasetle herhangi bir bağlantısının olmaması.

Aylardır Twitter’da süren bu hak arayışlarımız, mücadelemiz sonrasında, ayrışmadan, sağlık çalışanları olarak bir dernek olmaya, sürekli gündemde bir numara olan twitlerimize sessiz kalınması karşısında, bize bir gün siz kimsiniz ki diyemesinler diye, resmî bir adımız olsun diye bu derneğe gönül verdik.Ben de o gönül verenlerden sadece bir tanesiyim işte.

Artık kocaman bir aileyiz ve büyümeye de devam ediyoruz.
Bizler sağlık ailesiyiz..
Ayırt etmeksizin bütün sağlık emekçisi arkadaşlarımla birlikte.
Ve her zaman söylediğimiz gibi;
UNUTMA!SEN YOKSAN BİR EKSİĞİZ!

Sağlık Çalışanları Hak ve Mücadele Derneği Üyesi

R.İlayda MARAL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir