Daha ne kadar seyredeceksiniz?

SAHADER BASIN AÇIKLAMASI
SaHaDer olarak, ülkemizde pandemi çerçevesinde alınan kısıtlayıcı önlemleri içeren koşullardan kontrollü normal yaşama geçişin duyurulduğu bir ortamda, sağlık çalışanlarının hak ve menfaatlerinin korunması adına aşağıda yer alan hususların kamuoyu gündemine sunulmasında fayda görüyoruz.
Pandemi sürecinin en başından itibaren, sağlık çalışanlarının bu süreçteki yeri, önemi ve değeri bütün dünyada anlaşılmıştır. Buna karşılık, Türkiye’de sağlık çalışanlarının motivasyonu için başlangıçta gösterilen duyarlılık, sonrasında yerini sorumluluğun sağlık çalışanlarının üzerine yıkıldığı bir duyarsızlığa terk etmiştir. Bu koşullarda büyük bir özveri ile görevini yerine getirmekten asla geri durmayan sağlık çalışanları, sadece maddi koşullar açısından değil psikolojik olarak da çok yıpranmıştır. Birçok sağlık çalışanında tükenmişlik sendromu belirtileri kendini göstermektedir. Sağlık çalışanları, meslek grubu olarak yetiştirilmesi ve tecrübe kazanması uzun zaman ve maliyet gerektiren bir meslek grubudur. Bu nedenle kolayca ikame edilmesi mümkün olmayan sağlık çalışanlarının istihdam politikaları konusunda, geleceğe dönük projeksiyonların bilimsel ve akılcı olarak yapılması ve planlanması gerekmektedir.
Geldiğimiz noktada uzun yıllardır uygulanan yanlış ücret politikaları yüzünden sağlık çalışanları, kamu sektöründe en düşük maaş ile çalışmak mecburiyetinde bırakılmıştır. Emekliliğe yansıtılmayan ek ödemeler ve uygulanmakta olan döner sermaye sistemi, çalışanın hakkının verilmesinden uzaklaşmış tamamen haksızlığa çanak tutan, çalışanın hakkının verilmediği, içinden çıkılamayacak bir sistem haline dönüştürülmüştür. Önümüzdeki toplu sözleşme görüşmelerinde yoksulluk sınırı üzerinde emekliliğe yansıyan tek kalem maaş ve tüm sağlık çalışanlarını kapsayacak şekilde 3600 ek göstergenin düzenlenmesi çerçevesinde sözleşmenin yenilenmesi gerekmektedir.
Sağlık çalışanları, pandemi döneminde en yüksek özveri ile çalışmasına karşın bu dönemde diğer kamu görevlilerinden soyutlanmış; izin, emeklilik ve tayin hakları ellerinden alınmıştır. Bu yasaklar halen devam ettirilerek, sağlık çalışanları ödüllendirilmek yerine cezalandırılmaya devam edilmektedir. Bunlar yetmezmiş gibi, sağlıkta şiddet yasasının eksik ve yetersiz uygulanıyor oluşundan dolayı sağlık çalışanları üzerinde hasta ve yakınlarınca akla hayale gelmeyecek yöntemler ile şiddet uygulanmaktadır. Bu çerçevede SABİM (Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi) üzerinden yapılan hasta şikayetleri, sağlık çalışanlarının görev motivasyonlarını olumsuz etkileyen bir cezalandırmaya dönüşmüştür. Bu toplu sözleşme döneminde sağlık çalışanlarının tüm hakları iade edilmeli ve haklarını almalarının önü açılmalıdır. Sağlıkta şiddet yasası yeniden gözden geçirilerek, şiddet uygulayanlara olabilecek en ağır cezalar uygulanmalı ve şiddetin tekrarı önlenmelidir. Bunun yanında SABİM hattına yapılan ihbarlar bir süzgeçten geçirilerek, zor koşullarda çalışan sağlık çalışanlarının motivasyonu üzerindeki baskı azaltılmalıdır.
Önceden beri süregelen ve pandemi döneminde daha da artan mobbing olayları ve bir çok başka olumsuzluklar, sağlık çalışanları arasında çalışma barışı ve isteğinin bozulduğunu göstermektedir. Bu duruma gelinmesinde başlıca sebeplerden biri olarak liyakatsiz, iş bilmez yönetici atamaları ile idari amirlerin keyfi tutumlarını göstermek mümkündür. Bir diğer sebep ise yetkili sendikaların sağlık çalışanlarının sorunlarına karşı duyarsız kalmaları ve bunun sonucunda sağlık çalışanlarının kendilerini yalnız hissetmeleridir. Artan iş yüküne rağmen sahaya yeni atamaların yapılmaması sonucunda oluşan kronik yorgunluk da çalışma isteğinin ve barışının bozulmasında çok etkili olmuştur. Sahaya bir an önce atama yapılarak sağlık çalışanları üzerindeki anormal iş yükünün azaltılması aciliyet arz etmektedir. Sendikaların, (kuruluş amacı olan) çalışanların sosyal ve ekonomik haklarının korunması amacıyla mücadeleyi hakkaniyetli olarak yerine getirmesi gerekmektedir. Yönetici ve idareci atamalarında (657 Sayılı Kanunun temel dayanaklarından olan) liyakate uygun hareket edilmeli, mesleki bilgi ve becerisi yüksek, sağlık sisteminin içinden gelen kişilerin ataması yapılmalıdır. Böyle bir ortamda gerçekleştirilecek olan 6. Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri öncesinde yetkili sendika tarafından diğer sendikalara yapılan çağrıyı olumlu buluyoruz ve benzer yaklaşımı diğer sorunlarımız için de görmek istiyoruz. Ancak bu çağrının samimiyetinin ve iyi niyetinin takipçisi olacağımızın da bilinmesini istiyoruz. Aslında toplu sözleşme görüşmeleri bizim bütün sorunlarımızı çözecek sihirli formül değildir. Yukarıda saydığımız sorun alanlarında bütün ilgili sivil toplum örgütlerinin bir araya geleceği bir platform oluşturulması gerektiğine inanmaktayız. Bu konudaki inancımızı müteakip dönemde yapacağımız duyurularla kamuoyu gündemine getirmeye devam edeceğiz.
720 bini sağlık bakanlığı bünyesinde olmak üzere 1 milyon 100 bini aşan sağlık çalışanı, ailesi ve yakınlarının yeri ve zamanı geldiğinde demokratik seçme hakkını kullanırken, yukarıda belirtilen görüşleri asla unutmayacağından hiç bir siyasi parti, sivil toplum örgütü ve kamuoyunun şüphesi olmamalıdır. Pandemi dönemi şunu açıkça göstermiştir; sağlık olmazsa üretim olmaz, ekonomi olmaz, büyüme olmaz. Sağlık çalışanları üstün görev bilinci içerisinde bu anlayışla çalışmaya devam edecektir. İsteğimiz, gösterilen çabanın ve emeğin karşılığının verilmesinin ülkemizin mutlu yarınları için önemli bir adım olacağının her kesim ve herkes tarafından anlaşılmasıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz…

sahader

Hakkında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir